Camilerin Satılması ve İmhası !

2010-08-30 21:39:00

Cezmi Yurtsever

26 Ağustos 2010, 08:32

Cezmi Yurtsever

 

    -Osmanlı’dan malyan camileri  ihtiyaç fazlası göstererek “gelir kaydetmek için” satmışlar.

     -Osmanlı’nın yönetim merkezi olan Topkapı Sarayındaki 9 caminin hepsi müzeye çevirme esnasında yıkılmış.

    -Şehir merkezlerinde bir caminin 500 metre kadar yakınında ikinci bir caminin olmaması kararı alınmış.

    -Sanat Tarihi uzmanı Prof. Semavi Eyice, Camilerin satılması olayını açıklayan Eminönü Camileri kitabının önsözünde yaşanan kültür katliamını isyan eder gibi sözlerle yazmış.

    -Ve 1932 yılında ezanı Türkçeleştirme çalışma kapsamında “Allah” kelimesine bile yasak getirilmiş.

 

     Bu satırları yazarken ellerim titriyordu. Ve gözlerim daldı gitti, geçmişin yaşanmış ve karanlıkta kalan olayları arası: Çoğu kez duyduğum ve de kısa kısa olsa da bilgi sahibi olduğum bir konuda “Camilerin satılması” konusunda ayrıntılı bilgilere ulaşmanın buruk acılarını yaşıyorum.

    Temmuz 2010 başlarında sıcak bir yaz gününde araştırmalar yapmak üzere İstanbsul7daki Süleymaniye Kütüphanesine geldim. Araştırmacılara ayrılan odanın içinde bulunan raflarda “Eminönü camileri” adını taşıyan İstanbul Müftülüğünün desteği ile yayınlanan kitabı gördüm. Kitap içinde Osmanlı’dan Cumhuriyete yaşanan tarihi süreç içinde Eminönü ilçesinde 1928 yılında çıkarılan kanun kapsamında satılan ve yıkılarak yok edilen camiler hakkında ayrıntılı bilgiler vardı.  Prof. Semavi Eyice’de kitaba önsöz yazarak katkıda bulunmuştu.

Kitabın ilk sayfasında  Kuranı Kerim’e göre cami ve mescitleri yıkanlar hakkında Allahın bedduasını açıklayan ayetlere yer verilmişti. Ki burada aynı ayet metinlerinin Türkçe karşılığını aynen veriyorum:

 

   Bismillahirrahmanirrahim.

    “Allahın  mescitlerine, onun adının anılmasına engel olan ve oraların harap olmasına çalışandan kim zalim kim vardır? Bunların oralara korka korka girmeleri gerekir. Onlar için dünyada rezillik,ahirette de büyük azap vardır”…Bukara suresi-114

 

“Allahın mescitlerine ancak, Allaha ve ahiret gününe inanan , namazı kılan, zekatı veren Allah’tan başka kimseden korkmayanlar onarır. İşte onlar doğru yolu bulanlardan olabilir”.

Tevbe suresi-18.

 

    Eminönü Camileri adını taşıyan kitabın önsözünü yazan sayın Prof. Dr. Semavi Eyice, isyanlarını şu sözlerle satırlara dökmüştü:

     “İstanbul cami ve mescitlerine en büyük darbeyi vuran 1928 tarihinde yayınlanan 6061 sayılı kararname olmuştur. Buna göre yapıların tarihi mimari ve estetik  değerleri bir hesaba katılmaksızın birçoğunun kadro dışı bırakılmalarına yol açmış, böylece boş kalan ve mescit harap olmuş, satılmış, kiraya verilmiş veya yıkılarak arsaları özel mülkiyete geçmiştir. Kararnamede, sanat değeri olan yapıların ayrı tutulmaları yolunda maddeler olmasına rağmen bu kadar ince düşünülmemiştir”.

 

    CAMİLERİN SATILMALARI İLE İLGİLİ KARARNAME

 

    Türkiye’de camilerin satılmaları ile ilgili 1928 tarihli ve 6061 tarihli kararnamenin de tam metni verilmiş, kitabın son sayfalarında.

    Bahsi geçen kararname, dönemin hükümetinin ve yönetiminin iradesini yansıtan bir karardır. “ihtiyaç dışı olarak görülen cami ve mescitlerin kadro dışı görülerek elden çıkarılmasını amaçlayan düşünceleri yansıtmaktadır.  Camilerin beş vakit namaz kılınmasına elverişli cemaatinın olması, şehir merkezinde ise bir caminin 500 metre kadar yakınında olmaması” gibi şartlar ileri sürülüyor. Hatta maddeleri arasında ihtiyaç fazlası olan camilerin elden çıkarılarak satışının yapılması  gelir olarak kaydedilmesi gibi görüşlere yer veriliyor.

    Kararnamenin çıkmasından sonra illerde valinin denetiminde müftünün de içinde yer aldığı komisyonlar tarafından ihtiyaç fazlası camilerin tespit ve gereğinin yapılması (yıkılması veya satılması) işlemleri gerçekleştiriliyor.

 

    CAMİLERİN YIKILMASI VE SATILMASI OPERASYONU

 

    Bundan sonrası gerçekleştirilen uygulamalar ise vahşet derecesinde. Bu ülkede Türk ve Müslümanım diyen insanların yüreklerini sızlatan ve isyan etmesine yol açacak kadar vahşi bir uygulamanın sahnelenmesidir.  Kitabın sayfaları arasında bu konuda isim verilerek ayrıntılı bilgilere yer verilmektedir.

    Eminönü ilçesi sınırları içinde Osmanlı döneminden kalan 211caminin Türkiye Devleti kurulduğunda yani 1923 yılında ibadete açık olduğunun listesi veriliyor.  Bu sayının içinde ancak 98 caminin ibadete açık olduğu halkında ek bir liste var. İkinci bir liste ile de “Faal olmayan camiler” açıklanmış. Yani elden çıkarılan satılan ve yıkılan camiler, ki bunların da sayıları 113’ü buluyor.  Yıkılan camilerin bulunduğu yerler aynı zamanda büyük pafta Eminönü haritasında da gösterilmiş. Camilerin renkleri “yeşil” ve “siyah” olarak numaralandırılmış.  Yeşil renkli olanlar ibadete açın camiler, siyahlar ise yıkılan ve camileri gösteriyor.  Bu bilgiler ışığında Osmanlı’dan Cumhuriyete geçişte ve de 1928 yılı içinde dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir kültür katliamının yaşandığı ortaya çıkıyor.

    Örnekler vermek gerekirse:

    -1928 yılında harf devrimi yapıldı. Arap harfleri ile yazılı tarih ve kültür kaynaklarını yakma, satma, yok etme çalışmaları başlatıldı. İl ve ilçelerin Osmanlı dönemi tarih hafızaları olan tarihi belge ve defterler genelde üzerine gaz dökülerek yakıldı.

    -Osmanlı Arşivinde bulunan 1.5 milyon civarındaki arşiv belgesi hurda kağıt fiatına Bulgaristana satıldı.

    -1928 yılında yayınlanan 6061 sayılı kararname ile camilerin satılması ve yıkılması kararlaştırıldı.

    Hızlarını alamayan yönetimindeki “İslam düşmanı” zihniyetin insanları 1932 yılında ezanı Türkçeye çevirdiklerini söyleyerek “Allahu ekber” sözlerinin anlamını “TANRI ULUDUR”diye çevirdiler. Yani halkının büyük çoğunluğunun İslam olduğu Türkiye’de ezanı Türkçeye çevirirken “Allah” sözüne bile yasak getiriliyor.

 

    VE İSTANBULDA SOKAK ARALARINDA YIKILAN CAMİLERİN HARABELERİ

 

    “Eminönü Camileri” başlığını taşıyan kitabı okurken öğrendim; Osmanlı’nın yönetim merkezi olan TOPKAPI SARAYI’ndaki 9 caminin hepsi “Müzeye çevirme” esnasında yıkılmış.

    Temmuz 2010 başlarında tatil için bulunduğum İstanbul’da yaya olarak Kumkapı. Bayezid, Sirkeci ‘de sokakları dolaştım.  Sultanahmet camisine çıkan dar sokaklarda Osmanlı’dan kalma yıkılmış mescit ve cami harabelerini gördüm. Bir vatandaş ile görüştüğümde:

    “-İstanbul’da camiler satılmış mıdır?” dediğimde, cevap olarak

    “Evet çok sayıda cami satıldı. Sirkeci’deki Rüstem paşa camisi yakınında bulunan küçük bir mescit bir Yahudi tüccara satılmış. Ve yumurta anbarı olarak kullanılmış. Sonradan Müslümanlar o mescit harabesini satın alarak yeniden cami olmasını sağlamış”.

    Türkiye’de camilerin satılması veya yıkılması ile ilgili kanunun çıkmasından sonra yapılan araştırmalara göre Osmanlı’nın Anadolu’da bıraktığı 7.000 civarında dini eserin 3.500 kadarının yok edildiği bilgilerine ulaştım. Yüzlerce ve binlerce kere lanet ettim, bu uygulamayı yapanlara.

cezmiyurtsever.com 

http://www.haberonay.com/yazar/5036-cezmi-yurtsever-camilerin-satilmasi-ve-imhasi-.html

0
0
0
Yorum Yaz